Google Ads’te Rakip Marka Kullanımı: Reklam Kurulu Mart 2024 Kararlarının Analizi

Google ads
Google Ads’te rakip marka isimlerini anahtar kelime olarak kullanmak artık Türkiye’de ciddi hukuki riskler taşıyor. Mart 2024’te Reklam Kurulu, bu tür reklamları tüketiciyi yanıltıcı ve haksız rekabete yol açıcı bularak durdurma kararı aldı. Karar, hem Reklam Yönetmeliği hem de marka hukuku kapsamında bu uygulamaların hukuka aykırı olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Reklam verenlerin, kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli itibarlarını ve yasal güvenliklerini riske atmaktan kaçınmaları gerekiyor

Paylaş

Mart 2024’te Ticaret Bakanlığı’na bağlı Reklam Kurulu, Google Ads üzerinden rakip markaların anahtar kelime olarak kullanılmasını mercek altına alan önemli bir karara imza attı. Bu karar, dijital pazarlama alanında uzun zamandır tartışılan “rakip firma ismini satın alarak reklam verme” uygulamasını hukuki açıdan değerlendirmesiyle dikkat çekiyor. Bu yazıda söz konusu kararın detaylarını teknik ve hukuki yönleriyle ele alacak; ancak aynı zamanda konuyu sade bir dille, örneklerle açıklayacağız. Google Ads sisteminin nasıl çalıştığından ilgili reklam mevzuatı hükümlerine, marka hukuku boyutundan haksız rekabet değerlendirmesine kadar tüm yönleriyle bu konuyu inceleyip, yazının sonunda reklam verenler ve ajanslar için pratik önerilere yer vereceğiz.

1. Reklam Kurulu’nun Mart 2024 Kararının Özeti ve Durdurulan Reklamlar

Reklam Kurulu, Mart 2024 tarihli toplantısında bazı şirketlerin Google Ads (eski adıyla Google AdWords) aracılığıyla verdikleri sponsorlu arama reklamlarını inceledi. İnceleme konusu reklamların ortak noktası, rakip firmaların tescilli markalarını anahtar kelime olarak kullanmalarıydı. Sonuç olarak Kurul, bir firmanın ticaret unvanı veya marka olarak kullandığı ismin başka şirketlerce Google reklamlarında anahtar kelime olarak seçilmesi yoluyla yapılan bu reklamların tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğuna hükmetti ve ilgili reklamların durdurulmasına karar verdi. Kısaca, rakip şirket isimlerini kullanarak verilen Google arama reklamları Reklam Kurulu tarafından yasaklandı.

Kurul kararında hangi reklamların durdurulduğu örneklerle açıklandı. Örneğin, Kurul’un tespitine göre Google’da “Netflix” ibaresiyle arama yapıldığında, arama sonuçlarında e-ticaret/çevrimiçi perakendecilik platformları ile yine isteğe bağlı yayın (streaming) hizmeti sunan bazı şirketlere ait sponsorlu reklamlar görünmekteydi. Kullanıcılar “Netflix” aramasına tıkladığında, reklam veren farklı bir şirketin sitesine yönlendiriliyordu. Kurul bu durumu, tüketicileri yanıltıcı ve aynı zamanda haksız rekabete yol açıcı olarak değerlendirdi. İlgili vakalardan birinde reklam veren firma, kendi internet sitesinde “Netflix” markalı bazı ürünler sattığı için reklam metninde bu ifadelerin çıktığını savunmuşsa da; reklam görselinde başka bir video platformunun Netflix ile ilişkilendirilmesi ve ayrıca reklam verenin de benzer bir video izleme hizmeti sunuyor olması nedeniyle bu savunma kabul edilmedi. Sonuç olarak “Netflix” araması örneğinde olduğu gibi, tüketicide aradığı markayla ilişkili olduğu izlenimi uyandıran bu reklamların tamamı Reklam Kurulu tarafından durduruldu. Kurul, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili Reklam Yönetmeliği hükümleri uyarınca bu reklamlara durdurma cezası vermiştir

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Kurul’un odaklandığı şeyin reklamların içerdiği gizli yönlendirme ve potansiyel yanıltıcılık olmasıdır. Arama yapan ortalama bir internet kullanıcısı, karşısına çıkan ilk sonucun reklam olduğunu fark etmeyebilir veya bağlantının aradığı marka ile ilgili olduğunu varsayabilir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin benzer bir olayda belirttiği üzere, ortalama dikkat ve bilgi seviyesindeki bir tüketici, arama sonuçlarında karşısına çıkan site ile aradığı marka arasındaki ilişkiyi fark etmeyebilir; hatta iki site arasında bir bağlantı olduğunu varsayabilir. Basit bir ifadeyle, kullanıcı arama kutusuna A markası yazdığında karşısına B şirketinin reklamı çıkarsa, yeterince dikkat etmezse bu siteyi aradığı marka sanabilir. Reklam Kurulu kararları işte bu gibi durumların tüketiciyi aldatıcı olduğu tespitine dayanmaktadır.

2. Google Ads Sisteminde Anahtar Kelime Reklamcılığının İşleyişi ve Reklam Verenin Rolü

Google Ads, reklam verenlerin belirli anahtar kelimeleri hedefleyerek arama sonuçlarında metin reklamları çıkarmasını sağlayan bir çevrimiçi reklam platformudur. Sistem şu şekilde çalışır: Reklam veren, reklamının hangi aramalarda görünmesini istediğini belirleyerek ilgili kelimeleri veya kelime gruplarını Google Ads’e tanımlar. Kullanıcılar Google’da bu kelimeleri içeren bir arama yaptığında, reklam verenin ilanı sonuç sayfasında genellikle “Reklam” etiketiyle listelenir. Google Ads bir açık artırma (auction) mantığıyla işler; reklam verenler anahtar kelimeler için teklif (bid) verir ve teklif tutarı ile reklam kalitesine göre arama sonucundaki sıralama belirlenir. Kısaca en yüksek teklifi veren, ilgili kelime arandığında en üst sırada görünme şansına sahip olur.

Reklam veren dilediği takdirde rakip bir markanın ismini de anahtar kelime olarak hedefleyebilir. Bu, örneğin bir kozmetik firması iseniz, rakip firmanın marka adını Google Ads anahtar kelime listenize ekleyerek, o marka arandığında sizin reklamınızın gösterilmesini sağlamak anlamına gelir. Teknik olarak Google, çoğu durumda reklam verenlerin rakip markaların kelimelerini anahtar olarak seçmesine izin vermektedir (ancak reklam metninde tescilli marka ismi kullanımı, marka sahibi tarafından şikâyet edildiğinde engellenebilir). Platform bu imkânı tanısa da, reklam verenin bu seçimi yapması bir tercihtir ve hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Nitekim Reklam Kurulu da Google Ads üzerinden gerçekleşen tanıtımlarda anahtar kelime seçimlerinin reklam verenin sorumluluğunda olduğunu özellikle vurgulamıştır.

Yukarıdaki görselde, yurt dışında FreshBooks markasını arayan bir kullanıcıya, rakip firma HoneyBook tarafından verilen sponsorlu arama reklamı örneği görülmektedir. Reklam başlığında mizahi bir dille “FreshBooks yerine HoneyBook’u mu demek istediniz?” ifadesi kullanılarak doğrudan rakip markaya göndermede bulunulmuştur. Bu tür uygulamalarda reklam veren, bilinçli olarak rakip firmanın marka ismini hedefleyerek kendi sitesine trafik çekmeye çalışır. Son kullanıcı açısından ise arama sonuçlarında karşılaştığı bu ilan, eğer dikkat etmezse, aradığı markayla bağlantılı zannedebileceği bir tuzak haline gelebilir.

Google Ads’in çalışma mantığını biraz teknik açıdan ele aldık; şimdi bunu basitçe özetleyelim: Bir reklam veren, Google’da hangi kelimeler aranınca reklamının çıkacağını kendisi belirler. Bu nedenle eğer bir reklam, aslında adı geçmeyen bir marka aranmasına rağmen görüntüleniyorsa, bu durum o reklamı veren kişinin bilerek o marka ismini hedeflediği anlamına gelir. Dolayısıyla rakip firmanın adını anahtar kelime olarak seçmek tamamen reklam verenin inisiyatifinde ve sorumluluğundadır. Uygulamada Google, reklam verenlere çeşitli eşleme türleri sunar (geniş eşleme, tam eşleme gibi); yanlış eşleme nedeniyle bazen istem dışı olarak rakip kelimelerde çıkma ihtimali olsa da, reklam verenler bunu engellemek için negatif anahtar kelime listeleri kullanabilir. Yani istemeyen bir reklam veren, rakiplerinin isimlerini negatif olarak ekleyerek kendi reklamının o aramalarda görünmesini kolayca engelleyebilir. Özetle, bir reklam bir rakip marka aramasında ortaya çıkıyorsa, bu genellikle reklam verenin bilinçli tercihinin sonucudur.

3. Reklam Yönetmeliği’nin 7, 9 ve 11. Maddeleri Kapsamında Değerlendirme

Reklam Kurulu, kararında doğrudan “anahtar kelime seçimi” hakkında spesifik bir yasa maddesi bulunmadığını, bu nedenle eldeki vakaları mevcut reklam mevzuatının genel ilkeleri çerçevesinde incelediğini belirtmiştir. Özellikle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 7, 9 ve 11. maddeleri, bu değerlendirmede temel alınmıştır. Bu maddelerin ne içerdiğine ve Kurul’un bunları nasıl uyguladığına tek tek bakalım:

  • Madde 7 – Doğruluk ve Dürüstlük İlkesi: Yönetmelik madde 7, reklamların doğru, dürüst ve hakkaniyetli olmasını, yanıltıcı olmamasını öngören temel ilkeleri düzenler. Reklam Kurulu, rakip marka ismiyle çıkan Google reklamlarının tüketiciyi yanıltıcı olduğu kanaatine vardı. Teknik terimle ifade etmek gerekirse, bu tür reklamlar aldatıcı ticari uygulama kapsamına girebilir. Daha basit bir dille, reklamların dürüst olması, tüketiciyi kandırmaması gerekir – oysa rakip firmanın ismini gizlice kullanıp kendi ürününü tanıtmak dürüst bir yaklaşım değildir.
  • Madde 9 – İspat Yükümlülüğü (Reklam Verenin Sorumluluğu): Reklam Yönetmeliği madde 9, reklam verenin reklamda yer alan iddiaları ispat etme yükümlülüğünü düzenler. Her ne kadar burada belirgin bir karşılaştırmalı ifade olmasa da, Kurul bu maddeyi de dikkate alarak reklam verenin, reklamdaki uygulamanın doğruluğunu kanıtlama sorumluluğunu vurgulamıştır. Uygulamaya dökersek: eğer bir reklam veren dolaylı yoldan “Ben de bu aradığınız marka ile ilgili ürün/hizmet sunuyorum” mesajını veriyorsa, bunu kanıtlayabilmelidir. İnceleme konusu olaylarda reklam verenler böyle bir ispat sunamadıkları gibi, kullanılan yöntem zaten örtük bir yönlendirme olduğu için bu madde kapsamında da sorumlu tutulmuşlardır. Kısaca, reklam veren yaptığı reklamın her unsurundan sorumludur ve gerektiğinde hesabını vermelidir.
  • Madde 11 – İtibardan Haksız Yararlanma Yasağı: Yönetmeliğin 11. maddesi, bir reklamın başka bir markanın veya kişinin itibarından haksız yere yararlanarak avantaj sağlamasını yasaklar. Reklam Kurulu, rakip marka ismini kullanan Google reklamlarının tam da bu yasağa aykırı olduğuna karar vermiştir – çünkü bir şirket, rakibinin yıllar içinde oluşturduğu marka değerini kendi reklamına trafik çekmek için kullanmaktadır. Bu durum, hem marka sahibinin saygınlığından haksız bir yarar sağlama hem de tüketici algısını yanıltma potansiyeli taşır. Basitleştirirsek: Başkasının marka şöhretini kendi çıkarına kullanmak adil değildir. İşte madde 11, tam olarak bunu engellemeyi amaçlar.

Reklam Kurulu bu üç maddeyi birlikte değerlendirerek, rakip markaların anahtar kelime olarak kullanıldığı durumların yasal reklam ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Yönetmelik’teki bu ilkeler, aslında genel olarak tüm reklamlarda beklenen dürüstlük ve adillik standartlarını ortaya koyar. Google Ads gibi dijital platformlarda gerçekleşen yeni tür reklamcılık faaliyetleri de, her ne kadar teknoloji değişse de, bu değişmez ilkelere tabiidir. Yani “dijitalde serbest” diye bir şey yok – reklam her mecrada reklamdır ve kuralları aynıdır.

4. Kararın Marka Hukuku Açısından Önemi: Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 7/2(d) Bağlamı

Reklam Kurulu kararının bir diğer önemli boyutu, marka hukuku açısından taşıdığı anlamdır. Aslında rakip markayı Google reklamlarında anahtar kelime olarak kullanmak, uzun zamandır marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilen bir fiildi. 2017 yılında yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) da bu konuyu açık bir hükme bağlamıştır. SMK madde 7/2(d)’ye göre, “bir başkasına ait markanın aynı veya benzerinin, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri şekillerde kullanılması” marka hakkına tecavüz sayılır. Görüldüğü üzere kanun, rakip bir ibareyi Google anahtar sözcüğü olarak kullanmayı doğrudan doğruya marka ihlali örnekleri arasında saymıştır.

Reklam Kurulu’nun Mart 2024 kararı, her ne kadar tüketicinin korunması ve reklam mevzuatına dayanarak verilmiş olsa da, marka hukukuyla da doğrudan ilişkilidir. Zira Kurul kararlarında tespit edilen fiiller (rakip markayı anahtar kelime yapmak), marka hukukunda zaten yasaklanmış olan bir kullanımdır. Bu açıdan Kurul kararı, marka hakkı ihlaline karşı idari mekanizmaların da devreye girebileceğini göstermiştir. Marka hukuku perspektifinden baktığımızda, bu karar marka sahiplerinin haklarının dijital mecrada da korunması adına olumlu bir gelişmedir. Çünkü daha önce marka ihlali için genelde marka sahibi tarafından mahkemede dava açılması gerekirken, artık Reklam Kurulu gibi idari bir organ da hızlıca müdahale edip ihlali durdurabilmektedir.

Şunu da belirtmek gerekir: Google Ads’te rakip marka kullanımı, yalnızca marka hakkı ihlali değil aynı zamanda haksız rekabet olarak da nitelendirilmektedir (buna bir sonraki bölümde değineceğiz). SMK 7/2(d) sadece marka tescilinden doğan hakları korumakla kalmaz, aynı zamanda dijital reklamcılıkta adil rekabet sınırlarını çizen bir normdur. Özetle, bir başkasının markasını internette kendine trafik sağlamak amacıyla kullanmak, hem marka hukuku hem de reklam etiği bakımından hukuka aykırıdır.

5. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları: Geçmiş İçtihatlarla Uyumu

Google üzerinden rakip marka ismini satın alarak reklam verme konusu, Türk yargısının da son yıllarda önüne sıkça gelmiştir. Reklam Kurulu’nun Mart 2024’te aldığı karar, bu konudaki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararlarıyla uyumlu görünmektedir. Nitekim hem yüksek yargı hem de istinaf mahkemeleri, başka bir şirketin markasının Google Ads anahtar kelimesi olarak kullanılmasının marka tecavüzü (ihlali) ve haksız rekabet teşkil ettiğini çeşitli kararlarında kabul etmiştir.

Örneğin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2016 tarihli bir kararında (E. 2015/12152, K. 2016/9489 sayılı), davalının davacı şirkete ait markaları Google’da Adwords/anahtar sözcük olarak kullanmasının, karşılaştırmalı reklamın dürüst rekabet ilkeleri çerçevesinde yapılması gerekliliğine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Bu ifade, Yargıtay’ın konuyu sadece marka hakkı ihlali olarak değil, aynı zamanda reklam hukuku bakımından da etiğe aykırı bir davranış olarak nitelediğini göstermektedir. Yani Yargıtay’a göre rakip ismini kullanarak reklam yapmak, “dürüst rekabet ilkeleri içinde karşılaştırma yapmak” kuralını ihlal eder – zira burada örtülü bir karşılaştırma ve rakibin isminden haksız yararlanma söz konusudur.

Daha yakın tarihlerde de benzer içtihatlar devam etmiştir. Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022 yılında verdiği başka bir karar (2.11.2022 tarih, E.2021/3612, K.2022/7681 sayılı) ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2023 tarihli bir kararında (4.10.2023 tarihli) açıkça Google Ads’te rakip marka kullanımının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu kararlarda hem marka tecavüzü hem de haksız rekabet boyutuna değinilmiş, mahkemeler Reklam Kurulu’nun şimdi vardığı sonuçlarla paralel değerlendirmeler yapmıştır.

Kısacası, Reklam Kurulu’nun Mart 2024 kararı, geçmiş mahkeme içtihatlarının idari alandaki bir yansıması gibidir. Yıllar içinde Yargıtay ve istinaf mahkemelerince şekillenen “rakip firmanın markasını Google’da kullanma” yasağı, Reklam Kurulu tarafından da benimsenmiş ve uygulanmıştır. Bu da işletmelere önemli bir mesaj vermektedir: Mahkeme kararlarına yansıyan hukukilik sınırları, reklam denetim kurulu tarafından da gözetilmektedir. Dolayısıyla bu alandaki yargı içtihatları ile idari uygulama uyum içerisindedir ve reklam verenlerin geçmiş kararları dikkate alarak hareket etmesi gerekir.

6. Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Haksız Rekabet Değerlendirmesi

Rakip markaların Google reklamlarında kullanılması meselesi, aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu (TTK) anlamında da bir haksız rekabet sorununu gündeme getirir. TTK m.54 vd. hükümleri uyarınca, ticari faaliyetlerde dürüstlük kuralına aykırı ve rakiplere veya müşterilere zarar verebilecek her türlü davranış haksız rekabet sayılabilir. Bu kapsama, elbette ki rakiplerin müşteri kitlesini hileli yöntemlerle kendi tarafına çekmeye yönelik uygulamalar da girer. Peki, Google Ads’te rakip firmanın ismini kullanmak nasıl bir haksız rekabet yaratır?

Öncelikle, tüketicilerin arama motoru üzerinden yaptıkları sorguların manipüle edilmesi söz konusudur. Kullanıcı aslında belli bir markayı bulmak isterken, karşısına hiç aramadığı halde bir rakibin sitesi çıkarılmaktadır. Bu, ticari uygulamalarda dürüstlüğe aykırı bir yönlendirmedir. Reklam Kurulu da kararında, tüketicilerin internet aramalarının bu şekilde yönlendirilmesinin ve ilgili markaya duydukları güven ve itibardan faydalanılarak başka şirketlerden mal veya hizmet almaya yönlendirilmelerinin haksız rekabet teşkil ettiğini değerlendirmiştir. Yani rakip firmanın itibarı üzerinden kendi ürününün tanıtımını yapmak, hem rakibe haksız bir avantaj sağlar hem de tüketicinin serbestçe tercih yapma hakkını zedeler.

İkinci olarak, bu uygulama pazar rekabetini bozucu sonuçlar doğurabilir. Reklam Kurulu kararında belirtilen bir nokta da, Google Ads’te bir anahtar kelime (örneğin marka adı) için en yüksek ücreti ödeyenin en üst sırada görüntülenebildiğidir. Bu durum, rakip şirketlerin bir markanın arama sonuçlarında üst sıralarda görünürlük elde etmesine imkân verirken, asıl marka sahibinin kendi markasıyla yapılan aramalarda görünürlüğünü korumak için daha yüksek reklam bütçeleri ayırmasına neden olabilir. Başka bir deyişle, marka sahibi, kendi adıyla yapılan aramada bile rakiplerini geçmek için para harcamak zorunda kalabilir. Bu da hem marka sahibine ekonomik yük bindirir hem de rekabette yapay bir dengesizliğe yol açar. Böyle bir sonuç, dürüst rekabet ortamı açısından olumsuz görülmektedir.

Üçüncü olarak, haksız rekabet hükümleri açısından karışıklığa yol açma kriteri de değerlendirilebilir. TTK md. 55/1-(a)’da, başkalarının malları, işleri, faaliyetleri veya işletme ürünleri ile karıştırılmaya (iltibasa) sebebiyet veren davranışlar haksız rekabet hali olarak sayılmıştır. Rakip marka ismini satın alarak reklam vermek de tam olarak böyle bir karışıklık yaratma potansiyeline sahiptir. Bir önceki bölümlerde değindiğimiz gibi, ortalama bir tüketici arama sonucunda gördüğü reklamlı siteyi aradığı marka ile bağlantılı sanabilir. Bu karışıklık, haksız rekabetin tipik bir örneğidir: Bir firma, kendi web sitesini rakibinin adıyla ilişkilendirerek tüketiciyi kendine çekmektedir. Sonuç olarak rakip, hem markasına yapılan yatırımdan mahrum kalmakta, hem de müşteri kitlesini haksız biçimde kaptırmaktadır.

Tüm bu açılardan, Google Ads’te rakip marka kullanımı Türk Ticaret Kanunu kapsamında dürüst ve bozulmamış rekabet ilkesine aykırı görülmektedir. Hem Reklam Kurulu’nun değerlendirmesi hem de mahkeme kararları, bu yöntemin hukuka aykırı bir pazarlama stratejisi olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır. Bu durumda, rakip markayı anahtar kelime yaparak reklam veren şirketler, haksız rekabet fiili nedeniyle de hukuki sorumluluklarla karşılaşabilirler (örneğin, TTK’ya göre maddi-manevi tazminat talepleri ve haksız rekabetin men’i davaları gündeme gelebilir).

7. Uygulamada Reklam Verenlerin ve Ajansların Dikkat Etmesi Gerekenler

Son olarak, tüm bu teknik ve hukuki bilgiler ışığında reklam verenler ile dijital reklam ajansları için pratik öneriler ve çıkarımlar bölümüne geldik. Google Ads gibi platformlarda rakip marka isimlerini hedeflemek kimi pazarlamacılara çekici gelse de, yukarıda detaylı biçimde anlattığımız riskler nedeniyle son derece temkinli olunması gereken bir alandır. İşte uygulamada dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:

  • Rakip Marka Kullanmaktan Kaçının: En net tavsiye, rakiplerinizin marka veya ürün isimlerini anahtar kelime olarak kullanmamaktır. Bu tür bir kullanım, kısa vadede ekstra trafik getirse bile orta-uzun vadede yasal yaptırımlarla karşılaşmanıza yol açabilir. Reklam Kurulu’nun durdurma cezası vermesi, kampanyanızı aniden etkisiz hale getirebilir; ayrıca marka sahibi şirket, hukuk yoluna başvurarak tazminat talep edebilir. Kısacası kazançtan çok kayıp riski barındırıyor.
  • Platform İzin Verse de Hukuku Unutmayın: Google Ads’in kendi politikaları rakip kelimelerin satın alınmasına çoğu ülkede izin veriyor olabilir. Ancak bu, ulusal mevzuatı bertaraf etmez. Türkiye’de Reklam Kurulu’nun yaklaşımı ve mahkeme kararları ortadayken, “Google izin veriyor” mazereti yersiz kalacaktır. Unutmayın, yasal sorumluluk reklam verendedir ve platform kurallarına uygun olsa bile reklamınız yerel hukuk açısından yasa dışı kabul edilebilir.
  • Negatif Anahtar Kelime Stratejisi: Bazı durumlarda reklam veren, geniş eşleme gibi ayarlar nedeniyle farkında olmadan rakip kelimelerde görünebilir. Bunu önlemek için Google Ads hesabınızda rakip firmaların isimlerini “negatif anahtar kelime” olarak ekleyin. Böylece reklamınız, istemediğiniz şekilde rakip aramalarında çıkmaz. Ajanslar da müşteri hesaplarını yönetirken bu detaya dikkat etmelidir. Bu sayede hem yasal riski azaltırsınız hem de markanızın itibarını korursunuz.
  • Karşılaştırmalı Reklam Yapacaksanız Dürüst Olun: Eğer gerçekten karşılaştırmalı bir reklam kampanyası yapmak istiyorsanız (örneğin “Bizim ürünümüz X markasından şu yönleriyle daha üstün” gibi bir mesaj vermek istiyorsanız), bunu açık ve yasal çerçevede yapın. Türkiye’de karşılaştırmalı reklamlara belirli şartlar altında izin veriliyor; ancak rakibin adını gizli anahtar kelime olarak kullanıp tüketiciyi sinsice kendi sitenize çekmek bu şartlara kesinlikle uygun değil. Karşılaştırmalı bir mesaj vermeden sadece rakip adıyla trafik çekmek ise zaten hiç kabul görmüyor. Dolayısıyla, rakibi gerçekten isim vererek kıyaslayacaksanız dürüstlük ilkelerine uygun, ispatlanabilir iddialarla ve yasal sınırlar içerisinde hareket edin.
  • Markanızı Koruyun: Bu konuya bir de ters açıdan bakalım: Sizin markanız rakipler tarafından kullanılıyor olabilir. Kendi markanızı Google’da arattığınızda rakip reklamlar görüyorsanız, bunun önüne geçmek için hakkınızı aramalısınız. Marka tesciliniz varsa Google’a marka kullanım politikası çerçevesinde şikâyette bulunarak reklam metinlerinde marka adınızın kullanılmasını engelleyebilirsiniz (Google genellikle reklam metninde kullanımda şikâyete çözüm sunuyor, ancak anahtar kelime düzeyinde engel koymuyor). Daha da önemlisi, Reklam Kurulu’na başvurarak bu reklamlara durdurma kararı aldırabilirsiniz veya doğrudan yargı yoluna gidip ihtiyati tedbir talebiyle reklamın durmasını ve sonrasında tazminat talebini gündeme getirebilirsiniz. Marka sahipleri, dijital mecrada markalarının izinsiz kullanımına karşı proaktif olmalı.
  • Ajans Sorumluluğu ve Danışmanlık: Dijital pazarlama ajansları, yönettikleri kampanyalarda bu yasal çerçeveyi gözetmek zorundadır. Müşteriniz sizden rakip isimlerine reklam vermenizi isterse, onu bu konuda uyarmak ve riskleri anlatmak profesyonel sorumluluğunuzdur. Aksi halde müşteri zarar gördüğünde ajans olarak sizin de itibarınız ve iş ilişkiniz zedelenebilir. En iyi uygulama, kampanya stratejileri oluştururken hukuk danışmanlarıyla iletişimde olmak ve gri alanlara girmemektir.

Sonuç ve Özet: Google Ads üzerinden rakip markaların anahtar kelime olarak kullanılması, dijital pazarlama dünyasında cazip bir strateji gibi görünse de Türkiye’de hukuken sakıncalı bir yöntemdir. Mart 2024’teki Reklam Kurulu kararı, bu konuda net bir sınır çizmiş ve tüketiciyi yanıltan, rakip itibarından haksız avantaj sağlayan reklamların durdurulacağını ortaya koymuştur. Bu karar, marka hukuku (SMK 7/2(d)) ve haksız rekabet ilkeleriyle de uyum içinde olup, geçmiş mahkeme kararlarınca desteklenmektedir.

Reklam verenlerin ve ajansların, dijital platformların sunduğu tüm imkanları kullanırken ulusal mevzuatın çizdiği çizgileri aşmamaları gerekiyor. Özetle: Kendi markanızı ve ürünlerinizi tanıtırken etik ve yasal sınırlar içinde kalmanız, kısa vadeli rekabet avantajından daha değerlidir. Bu sayede hem yasal risklerden korunur, hem de uzun vadede markanızın güvenilirliğini sağlamış olursunuz. Unutmayalım, iyi bir itibar ve sürdürülebilir başarı, dürüst rekabet zemininde yükselir.

Yeniliklerden Haberdar Olun

E-posta listemize Kaydolun

diğer İçerikler

Dijital Dünyaya Adım Atmak Mı İstiyorsunuz ?

İşletmenizin dijital dünyada profesyonel bir biçimde temsil edilmesi için gerekli adımları bizimle atmaya ne dersiniz? Hemen iletişime geçin !

Scroll to Top